Şanlıurfa’nın Karaköprü ilçesinde 5.4 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem, Diyarbakır başta olmak üzere çevre illerde de hissedildi.

Diyarbakır’da birçok vatandaş kendini bir anda sokakta buldu. Kimi çocuğunun elinden tuttu, kimi ailesini aradı, kimi ise ne olduğunu anlamaya çalışırken yıllar önce yaşadığımız büyük felaketin acısını yeniden hatırladı.

Takvimler ilerledi, hayat yeniden normale döndü ama o büyük depremin korkusu hafızalarımızdan silinmedi. En küçük sarsıntıda bile gözlerimiz tavana, duvarlara, pencerelere çevriliyor. “Acaba daha büyük bir deprem mi olacak?” düşüncesi zihnimizde beliriyor.

Deprem gerçeğini artık görmezden gelemeyiz.

Depremi engelleyemeyiz ama depremin can kaybına dönüşmesini azaltabiliriz. Bunun yolu ise sağlam binalardan, doğru şehir planlamasından, etkin denetimden ve toplumun bilinçlendirilmesinden geçiyor.

Deprem olduğunda değil, deprem olmadan önce hazırlıklı olmalıyız.

Evimizin güvenli olup olmadığını, toplanma alanımızı, acil durum çantamızı ve ailemizle yapacağımız planı deprem anında düşünmemeliyiz.

Çünkü deprem birkaç saniye sürer.

Ama hazırlıksızlığın bedeli yıllarca unutulmaz.