Diyarbakır’da yapılan denetimlerde, bir gün önceden kalan dönerlerin yeniden satışa sunulduğunun tespit edilmesi, aslında yalnızca bir gıda ihlali değildir. Bu olay, toplum olarak nereye savrulduğumuzu gösteren acı bir tablodur.

Bir insanın sağlığından daha değerli ne olabilir?

Bir günlük döneri çöpe atmamak için yeniden müşterinin önüne koymak.

Birkaç kilo etin, birkaç yüz liralık ürünün ziyan olmaması için insanların sağlığını riske atmak.

Bunun adı ticaret olamaz. Bunun adı, düpedüz vicdan kaybıdır.

Çünkü o döneri satın alan kişinin kim olduğunu bilmiyorsunuz.

Belki sabah erkenden işe giden bir işçi.

Belki çocuğuna yemek götürmek için dışarıdan alışveriş yapan bir anne.

Belki emekli maaşıyla ay sonunu getirmeye çalışan yaşlı bir insan.

Belki de ailesini doyurmak için hesabındaki son parasını harcayan bir baba.

Onların tek beklentisi, paralarının karşılığında güvenli bir yiyecek almaktır.

Ama siz, “Nasıl olsa kimse fark etmez” diyerek dünden kalan ürünü yeniden tezgâha koyarsanız, yalnızca bir müşteriyi kandırmış olmazsınız. O insanın size duyduğu güveni de, esnaflığın itibarını da, toplumdaki dayanışma duygusunu da zedelersiniz.

Kazanç elbette önemli ama helal kazanç.