Diyarbakır’da yıllardır değişmeyen bir manzara var. Biraz yağmur yağınca trafik kilitleniyor, yollar göle dönüyor, insanlar işine, okuluna, hastaneye ulaşmakta zorlanıyor. Bugün etkili olan sağanakla birlikte kent bir kez daha aynı soruyu sordu:
“Bu sorun neden hâlâ çözülmüyor?”

Bir metropol düşünün. Nüfusu hızla büyüyor, araç sayısı her yıl artıyor, yeni mahalleler genişliyor ama yollar aynı kalıyor. Yağmur suyu altyapısı yetersiz, alternatif ulaşım aksları eksik, kavşaklar günü kurtarmalık düzenlemelerle yönetiliyor. Sonuç ise her yağmurda aynı tablo: Uzayan araç kuyrukları, kapanan yollar, sinirlenen insanlar.

Her dönem kısa süreli çözümler konuşuluyor ama kalıcı adımlar atılamıyor. Bir kavşakta yapılan düzenleme başka bir noktada yeni bir kilitlenme yaratıyor. Yağmur suyu tahliye sistemi yıllardır aynı kapasitede kalınca birkaç saatlik sağanak bile şehri durdurmaya yetiyor.

Oysa Diyarbakır sıradan bir şehir değil. Bölgenin en önemli merkezlerinden biri. Tarihiyle, kültürüyle, ekonomisiyle büyüyen bir metropol. Böyle bir kente her yağmur sonrası “trafik çilesi” görüntüsü yakışmıyor.