İstisnasız herkes dünya düzeninin temelinden sarsıldığı noktasına itiraz etmiyor. 20.ci yüzyılın son çeyreğinden başlayarak yuvarlanan bir kartopu misali büyüyerek çığa dönüşen uluslararası sorunlar artık kural tanımaz bir hal aldı.
Kurulan tüm uluslararası kurumlar, yapılan tüm anlaşmaların yükümlülükleri yok sayılıyor.
Medeniyetimizin başlangıcından beri ağır bedeller ödeyerek edindiğimiz tüm kurallar kendini hegemon güç görenlerce yok sayılıyor ve kendileri dışındaki herkesi pervasızca tehdit ediyor, acımasızca saldırıyor.
Yaptıklarıma karşı çıkana saldırırım, müttefiklerim olsalar bile onaylamayanı da karşıma alırım, karşıma aldıklarım benden yana tavır almazlarsa onlara da saldırırım. Çünkü ben güçlüyüm ve dünyanın tek hegomonuyum herkes bana uymak, önümde diz çökmek ve bırakın uluslararası anlaşmalar ve kuralları insanlığa aykırı olsa bile yaptıklarımı kayıtsız şartsız onaylamak zorunda, onaylamayanları cezalandırırım.
Süper gücün himayesinde veya birlikte hem katliamlar uygulanıyor tüm dünya tehdit ediliyor hem de bir yanda mağdur edebiyatı yapılırken bir yandan da tüm bu barbarlığı, yasadışılığı, insanlığa karşı suçları sizin için işliyoruz diye akla ziyan hayâsızca söylemlerle kendileri dışındaki tüm dünyayı örseliyorlar.
Öte yandan tüm bu fiillerin faili kendi tabirleriyle hegomon süper gücün 40 trilyon dolar borcu olan bir süper güç!
Dünya devletlerinin toplam borcu ise 400 trilyona yaklaşmış durumda!
Açıkça çok net olarak görülen şu “süper hegomon” borcunu ödeyecek durumda değil, ödemeyecek!
Ödememek için her yolu deneyecek. Ödememek için keyfi davranabilmek için düzeni bozmak isteyecek, güçlüler hukuku olarak adlandırdığımız “Güçlüler (orman) kanununu” yani keyfiliği dayatacak.
Ülkeleri açıkça haraca bağlamaya çalışacak, ülkelerin zenginliklerine argo tabirle çökmeye çalışacak…!
Devletlerarası bölgesel savaşları kışkırtacak! Böylece, bölgesel güçler zayıflayacak, zayıf devletler çökecek. Bunu bölgedeki kendi gözünün biri olan müttefiklerine de yapacak yani kendi bir gözünü kör etme riskini alınca müttefiklerinin ve bölgedeki devletlerin iki gözünü kör etmiş oluyor. Böylece gezegenimizi körler ülkesine çevirmeye çalışıyor. “Körler ülkesinde, Tek Gözlü Kraldır” stratejisini uyguladığını var sayıyor!
Dünyadaki borçlu devletlerin büyük bir bölümü borçlarını ödeyecek durumda değil ödeyemeyecek!
“Hegemon Süper Güç” yukardaki strateji uygularsa borçlu devletlerin ekonomisi savaşın yıkımlarında erir ve çöker. Ekonomisi çöken borçlu devletler borçlarını ödeyebilir mi?
Politikacılar savaşlarda ne kadar yıkıma sebep olduğunu, ne kadar katliam yaptığından ve tekrar seçilirse daha fazlasını yapacağını bir seçim vaadi olarak propaganda yapıyor!
Bir seçim zaferi veya başarısı olarak katliamlar ve yıkımlar üzerinden bir basari olması gerekliliği konuşuluyor var sayılıyor. Hangi normal insan bu vaatlere oy verir?
Kurulan tüm uluslararası kurumlar etkisiz, yapılan tüm anlaşmaların yükümlülükleri geçersiz, tüm devletlerin kendilerini güvende hissetmediği bir düzende düzenden bahsedebilir miyiz?
Eski düzen işlemiyor, yeni bir düzen hala kurulamadı. Dünyamızın düzeninin hali ahvalini kısaca böyle özetleyebiliriz.
İşte böyle bir ortamı her gücün keyfiliğini dayattığı “Canavarlar çağı” olarak adlandırıyoruz.